TÜRK KAHVESİ VE TARİHİ

Kendine has tadı, köpüğü, kokusu, hazırlanışı ve sunuş biçimi sayesinde kültürel bir kimlik taşıyan Türk kahvesi, Türkler tarafından geliştirilen bir kahve hazırlama metodunun ismidir.

Yemen, Mekke, Medine, İran ve nihayetinde Türkiye topraklarında tüketilen, Türk usulünce pişirilmeden evvel kahve meyvesinin kaynatılmasıyla hazırlanan bu içecek, bazı araştırmacılara göre, “kahve” ismini Etiyopya’nın Kaffa şehrinden almıştır. Kaffa’da yetişen Arabica çekirdekleri, ilk işlenen kahve olarak bilinmektedir. Bununla birlikte, “kahve” isminin nereden geldiğiyle ilgili çeşitli varsayımlar da bulunmaktadır.

    

     

    

    

Türk Kahvesinin Oluşumu

16. yüzyılın başlarında Yemen Valisi Özdemir Paşa’nın kahveyi İstanbul’a getirmesinin ardından güğüm ve cezvelerle hazırlanmaya başlanan Türk kahvesi, çok geçmeden herkesin gözdesi haline geldi. Yapımı için “kahvecibaşı”lar atandı  ve  çeşitli törenlerle hazırlanan Türk kahvesine ilgi giderek arttı. Padişah için hayli büyük bir değer taşıyan kahve, sarayda, özel olarak Gümüşsuyu’ndan getirilen suyla hazırlandı. Ticaret amacıyla İstanbul’a gelen tüccarlar sayesinde Avrupa’ya da sıçrayan bu lezzet, çok geçmeden orada da popülerleşmeye başladı. Kahveyle tanışmaları Türkler sayesinde olduğundan, tüm Avrupa’da uzun süreler boyunca kahve, “Türk Kahvesi” olarak tüketildi.

Kitaplara, şiirlere, edebiyata, güzel sohbetlere ve dostluklara ev sahipliği yapan, satranç ve tavlaların oynandığı, halkın sosyalleşmek için bir araya geldiği kahvehanelerse ilk olarak Tahtakale’de açıldı ve tüm şehre hızla yayılarak halkı kahveyle tanıştırdı. Bu yeni akım, dönemin sosyal hayatına damgasını vurdu. Öyle ki, Türk kahvesi, “satranç oyuncularının ve düşünürlerin sütü” olarak tanındı. Kahvehanelerde “gölge oyunu” adı verilen hiciv ve sosyal eleştiri oyunlarının başlamasıyla, kahvenin sosyal hayattaki önemi de belirginleşti. Artık kahve, hem erkekler hem de kadınlar için sosyal etkileşimin ve hayatın ayrılmaz bir parçası haline geldi.

Kahvenin Osmanlı’da yayılmasının, evlere girmesinin ardından, cinsiyet rolleri üzerinde de birtakım etkileri görüldü. Evlilik öncesinde yapılan kız isteme merasimlerinde gelin adayının hazırladığı kahve içilip, kahvenin lezzetine göre kızın marifetleri hakkında fikir edinilirdi.  Bu gelenek, aynı amacı taşımamakla birlikte, kültürel olarak halen yaşatılmaktadır.

Osmanlı İmparatorluğu’ndan bu yana Türk kültüründeki yerini koruyan kahve, yüzyıllar boyunca pek çok geleneğin de mihenk taşı olmuş, her biri için büyük anlamlar taşımıştır.

  

  

        

        

Özellikleri

Her ne kadar adına “Türk Kahvesi” dense de, Güney ve Orta Amerika’da yetişen %100 Arabica çekirdeklerinden elde edilir ve genellikle Türkiye’ye Brezilya’dan gelip burada paketlenir.

Türk kahvesi, dünyanın en eski kahve pişirme yöntemlerindendir. Türk kahvesiyle birlikte servis edilen suyun işleviyse, içimden önce dildeki tatları temizlemek ve kahvenin boğazdan daha rahat geçmesine imkân sağlamaktır. Köpük, kahve ve telveden oluşan Türk kahvesi, diğer kahvelere oranla daha az kafein içermekte ve daha yumuşak bir tadım deneyimi sunmaktadır. Köpüğünün yumuşak, kremsi yapısı sayesinde damaktaki tadını uzun süre muhafaza edebilen Türk kahvesi, uzun süre sıcak kalabilme özelliğini de biraz bu meşhur, leziz mi leziz köpüğüne borçludur.

Çok ince öğütülmüş kahvenin suyla etkileşimi sağlanarak elde edilen Türk kahvesi, yoğun bir gövdeye sahip, kıvamlı, belirgin aromalı ve asiditesi yüksek bir kahve olarak akıllarda yer etmiştir. Hafif kavrulmuş Türk kahvesinde 50, orta kavrulmuş Türk kahvesinde 59 ve çok kavrulmuş Türk kahvesinde 65 farklı tat ve koku tespit edilmiştir. Kavrulma derecesiyle doğru orantılı olarak acılığı da artmaktadır. Türk kahvesini eşsiz kılan bir diğer özellikse, kahve telvesinin fincanla birlikte servis edilmesidir. Bu yöntem, demlenme işleminin kahve içimi süresince devam etmesine olanak sağlar.

   

    

      

             

Hazırlanışı ve Sunumu

Orta kavrulmuş taze ve  kaliteli kahve çekirdekleri çok ince, pudra benzeri bir biçim alana dek, havan veya öğütücü yardımıyla öğütülür. Daha sonra, suyla birlikte cezveye alınan kahve (tercihe göre şekerle tatlandırılabilir), yüzeyinde köpük oluşana kadar pişirilir. Köpüğüyle birlikte fincana alınıp, Türk lokumu ve suyla servis edilir. İçilmeden önce, telvesinin dibe çökmesi amacıyla bir süre beklenir.

Not: Kahvenin kültürümüzdeki yerini, “kahvaltı” sözcüğünden yola çıkarak tahmin etmek de zor olmayacaktır. “Kahve” ve “altı” sözcüklerinin birleşimiyle meydana gelen bu kelime, Türk kültüründe kahvenin önemini vurgulamaktadır.

Bilgi Talep Formu